ana sayfa
Arsiv
Türk Basini
Abonelik
idare heyeti
irtibat
Düsünce formu
Düsünceler
Linkler
ETIC

Haftalık Siyasi İlmi Gazete - Doğu Türkistan Haber Merkezi Yayını

DOĞU TÜRKİSTAN ENFORMASYON MERKEZİ

Uygurischer Verein e. V

Vereinsregister  VR  15617

Lindwurm Str. 99 - 80337 München

Tel: 089/ 5440 47 72 -Fax: 089/ 54 45 63 30

Internet:   E-mail:

Doğu Türkistan'daki 1999 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporu

2000-05-05

Çin Komünist Partisi tarafından Sin Jiang Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılmış olan Doğu Türkistan bugün Çin Halk  Cumhuriyeti'nin toprakları içinde siyasi suçlulara ölüm cezasının uygulanmakta olduğu tek bölgedir. Çünkü 1989 yılında patlak  veren 4 Haziran Tian Anmin olayından buyana Çin'in iç eyaletlerinde, Tibet ve Moğolistan'da bile hiçbir siyasi suçlu idam  edilmemiştir. Demek, bu Çin Hükümetinin Uygur Türklerine karşı acımasız soy kırımı politikasının bir delilidir. Bundan dolayı  1999 yılında Uluslar arası Af Örgütü Çin'in Doğu Türkistan'daki İnsan Haklarını anlatan 92 sayfalı bir rapor hazırlayıp bütün  dünyaya dağıtmıştır. Bu raporda Çin Hükümetinin insan hakları ihlallerini kınamıştır. Bunun dışında Amerika Dış İşleri  Bakanlığı tarafından hazırlanan İnsan Hakları Raporunun bir bölümünde ve Almanya'da faaliyet göstermekte olan Mazlum  Milletleri Koruma teşkilatının raporunda da Doğu Türkistan'daki İnsan Hakları ihlalleri vurgulanmıştır. Ne yazık ki Çin  Hükümeti bu raporları hiç ciddiye almadan, geçen seneden buyana toplu tutuklama, toplu idam, hapishanelerde çeşitli işkence  ve dini inanca karşı uyguladığı acımasızca baskı siyasetini bütün hızıyla sürdürmekte.

Bu insan hakları ihlallerini aşağıdaki birkaç maddeye toplamak mümkün:

1. Toplu Tutuklama ve İdam  1999 yılı Çin Hükümetinin Doğu Türkistanlılara uyguladığı baskı siyasetinin doruk noktasına ulaştığı bir yıl oldu. Özellikle bu  ihlaller Uygurların yoğun olarak yaşadığı Gulca, Hoten, Kaşgar ve Aksu gibi bölgelerde oldu.  Özellikle Çin Hükümeti geçen yılın başından itibaren Hoten, Kaşgar ve Gulca bölgelirinde 'temizleme' hareketi adı altında  hareket düzenlediler. Bu hareket günümüzde de devam etmekte.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin edindiği bilgiye  göre, 99 yılının başından Mart ayına kadar Doğu Türkistan'da 10 bine yakın Uygur "bölücü, dinci, terörist" suçlamalarıyla  içeriye atılmışlardır. Bunların içinde 1000 kişinin mahkemesi yapılmış olup, ölüm cezası başta olmak üzere çeşitli cezaya  çarptırılmışlardır. 9000 kişi hapishanelerde yatmaktalar. Örneğin: Uygur iş kadınlarından Rabiye Kadir 2 Eylül 1999 tarihinde "yabancı ülkelere gizli belge sızdırdı" suçlamasıyla tutuklanmış olup, 10 Mart 1999 tarihinde mahkemeye sevkedilmişti. Bütün  uluslar arası Sivil Toplum Örgütlerinin baskılarına rağmen 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Çin Hükümetinin ve Çin adliye  birimlerinin belgelerine göre geçen sene içinde 500'e yakın kişi ölüm cezasına çarptırılmışlardır.

Fakat Doğu Türkistan  Enformasyon Merkezinin edindiği bilgilere göre: 99 yılının başından Mart 2000'e kadar Doğu Türkistan'da mahkemelerde  ölüm cezasına çarptırılmış, çatışmalarda öldürülmüş, işkence sonucu öldürülmüş kişilerin sayısı 2500 civarındadır. 

Meselâ: 9 Ağustos 1999 günü Hoten vilayetinin Lop nahiyesinde Çinliler tarafından öldürülmüş iki kişinin cesedini isteyen  köylüye cesedi vermediği için 10 bine yakın Uygur köylüsü kaymakamlık önünde gösteri düzenlemiş. Bu haklı istek Çinli  askerler tarafından kanlı bir şekilde bastırılmış ve bine yakın kişi tutuklanmış. Böylece bölgede sıkı yönetim ilan etmek  süretiyle bölgeye çok sayıda asker yerleştirmiştir.

Meselâ: Hoten Nahiye Emniyet Müdürlüğünün gizli belgesine göre, 9 Ağustos gününden 25 Eylül gününe kadar olan kısa süre  içersinde sadece Hoten nahiyesinde 1760'a yakın kişi "milli bölgüncü" suçlamasıyla tutuklanmıştır.

Yine aynı belgede  belirttiğine göre, Hoten vilayetinin Karakaş nahiyesinde bir gün içinde 71 kişi tutuklanmış, 2 kişi öldürülmüştür. Yine aynı   bölgede bir Çır çır fabrikasında bir bomba bulunmuş ve bu bombayı koyanı bulmak amacıyla 500'e yakın kişiyi tutuklamış ve  hapıste işkenceye maruz kalmışlardır.

Hoten Vilayeti Komünist Partisi Genel Sekreteri Vang Jing Çi'nin 10 Ocak 1999'da  sunduğu bir raporunda "bu yıl içinde çok sayıda dinci ve bölgüncüler öldürülmüştür" cümlesi yer almıştır. Hatta Çin hükümeti  tarafından neşredilmekte olan Hoten Günlük Gazetesinin 5 Eylül 1999 günündeki sayısında "bölücü" suçlamasıyla kurşuna  dizilen Küreş isimli bir gencin cesedi yayınlanmıştır (Bu fotograf raporun arkasına eklenmiştir). O tarihten buyana hemen  hemen her ay tahminen 50-60 Uygur için tutuklama emri çıkarılmakta.

Merkezimizin elde ettiği Hoten Vilayeti Parti Komitesinin 1999 yılı raporuna göre, Eylülden Aralık ayına kadar tutuklanan  Uygurların içinde 71 kişi işkence sonucu hayatını kaybetmiş ve cesetleri bile ailesine verilmemiştir. Fakat Çin Hükümeti onların  ölüş sebebini açıklarken: "hapisten kaçma teşebbüsünde bulunduğundan dolayı öldürülmüştür" cümlesini kullanma cesaretinde  bulunmuştur.  Çin Hükümetinin bu soy kırımı siyaseti sadece Hoten ile sınırlı değil, bildiğimiz üzre aynısı 1997 yılında Gulca vilayetinde  yapılmıştı. 5 Şubat Gulca Olayında da çok sayıda Uygur hapse atılmış ve idam edilmişti. Gerçi bütün dünya kamuoyu bu  olaylara ciddi bir şekilde tepki göstermiş olmasına rağmen, bu soy kırımı siyaseti bütün şiddetiyle devam etmekte.

Meselâ:   Merkezimiz Doğu Türkistan'daki güvenilir kaynaktan aldığı bilgilere göre, Temmuz 1999'dan günümüze kadar 47 defa   mahkeme yapılmış olup, Çin Mahkemesi 873 Uyguru "bölücü, kökten dinci" suçlamalarıyla çeşitli cezalara çarptırmıştır.   Bunların içinden 142 Uygur ölüm cezasına çarptırılmıştır. Bununla beraber Çin Kurtuluş Ordusunun 5660 kolordusu Gulca  yakınlarına yerleştirilmiş olup, gece sokağa çıkmak yasaklanmıştır.

Bazı yabancı haber ajanslarının verdiği haberler de bunu  teyit etmekte. Meselâ: Royter Haber ajansının 22 Şubat 1999 günü Pekinden bildirdiği habere göre, 8 Şubat 1999'da Gulca  şehrinde 29 Uygur'un "bölücü" suçlamasıyla çeşitli cezalara çarptırıldığı bildirilmiştir.

Fransa Haber Ajansı, 10 Kasım 1999'da Pekinden bildirdiği haberinde, Doğu Türkistan'daki "Üretim Ordusu"nun İli'deki 4.  Kolordusu Mahkemesi 18 Uygur gencini bölücü suçlamasıyla çeşitli cezaya çarptırdı. Fransız Haber Ajansı, 15 Kasım 1999'da Gulca'daki Çin mahkemesinin 11 Uyguru ölüm cezasına çarptırdığını, bunların  içinde ikisini ise idam cezasına çarptırıp, hemen ardından infaz edildiğini bildirmiştir. Yine diğer bir Fransız haber ajansı  Pekinden bildirdiği haberinde, 18 Ocak 1999'da Ürümçideki Çin mahkemesi 13 Uyguru çeşitli cezalara çarptırmış olup,  bunların içinden beşi ölüm cezasına çarptırılmıştır.  Demek, Çin mahkemeleri Doğu Türkistan'ın bütün bölgelerindeki mahkemelerinde insanca yaşama hakkını talep eden    Uygurları ölüm cezasına çarptırmaya devam etmekte.

Çin Hükümeti Doğu Türkistan'da yürütmekte olduğu soy kırımı siyasetini yürütürken, küçük çocukları bile çeşitli suçlamalarla   tutuklamakta. Meselâ: Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin elde ettiği bilgilere göre, 30 Ekim 1999'da Hoten Şehir  Emniyet Müdürlüğü, 3. Orta Okul 3 sinif öğrencisi 15 yaşındaki Aynur yazısının sokağa yapıştırılan duvar yazısına    benzediğinden dolayı tutuklanmıştır. Ekim 1999'da Hoten vilayeti Çeşitli Ürünler şirketinin duvarına Çin Komünist Partisine  karşı yazı yazılmış, yazan kişini bulmak amacıyla 450 kişi tutuklanarak yazı örnekleri alınmıştır. Duvara yazılan yazı örneklerine  adı geçen Aynur'un yazısı benzediğinden dolayı tutuklanarak işkence yapılmıştır. Bunların dışında, "Özerk Bölge"nin genel sekreteri Wang Le Çüan 17 Aralık günü Hoten'de yaptığı basına kapalı  konuşmasında (Konuşmanın tam metni ekte sunulmuştur), derslik kitabın üzerindeki Mao'un resimini yırttığından dolayı ilk  okul 5 sinif öğrencisinin tutuklandığına yer vermiştir.

Çin Hükümeti "Bin kişi yanlışlıkla tutuklansa tutuklansın, bir kişi bile gözümüzden kaçmasın" sloganıyla bir mahallede bir kişi  şüpheli bulunsa, hepsini içeriye alıp sorgulama taktiğini kullanarak bütün insanları perişan etmeye devam etmekte. Meselâ:  Enformasyon Merkezimizin 8 Kasım 1999 günü Hoten' elde ettiği bilgilere göre, Hoten Nahiye Segizköl kasabasından Tohti  Hacim adındaki çiftçi "bölücülere yataklık yaptı" suçlamasıyla 7 çocuğu ve torunlarıyla beraber apar topar karakola  götürülerek tutuklanmış ve evi de ateşe verilmiştir. Çin Emniyet Birimleri geçen yılı ağustos ayından buyana Hoten bölgesindeki keyfi tutuklamanın dışında, komşu vilayette   ikamet etmekte olan 40 yaşından küçük olan Hotenlilerin hepsi tutuklanmıştır.

3 Eylül 1999'dan sonra Kaşgar'a gelen çok  sayıda Hotenli tutuklanmıştır. 3 Eylül günü Kaşgar şehrinde otellerde kalmakta olan 13 Hotenli tutuklanmıştır. Hoten Vilayeti  Komünist Partisinin genel sekreteri Wang Jing Çi'nin 10 Ocak 2000 günü parti toplantısında yaptığı konuşmasında, geçen  sene ağustos ayından buyana Hoten'de yürütülmekte olan "temizlik hareketi" esnasında, 160 binden fazla kişinin seferber  edildiğini, birkaç bin yere kontrol klubelerinin kurulduğunu, onbinlerce "bölücü, dinci, terörüstlerin" yakalandığına değinmiştir.   Demek, bu olaylardan Doğu Türkistan halkının hiç hak ve hukuka sahip olmadığını anlamak mümkündür.  Böyle bir "temizleme hareketi"nin başlatılması tesadüf değildir. Bizim elde ettiğimiz bilgilere göre, bu hareket Çin merkezi  hükümeti ve adta "Uygur Özerk Bölgesi" hükümetinin planlayıp organize etmesi sonucunda cereyan etmekte. 1998 yılında Çin  Cumhur Başkanı Jiang Zemin Doğu Türkistan'ı ziyaret ettiğinde "bölücülere temizleme hareketini güçlendirme" konusunda    talimat vermiştir. Bu hareketin çerçevesini çizerken, milli duyguları kuvvetli, dini inancı olan Uygurları göstermiştir. "Uygur   Özerk Bölgesi yönetimi" Jiang Zemin'in bu talimatına göre, "temizleme hareketi"ni Uygur nüfüsü %98 oluşturan Hoten  vilayetinden başlatılmıştır.

Meselâ: Hoten vilayetinde cereyan eden olayları alırsak, Enformasyon Merkezimizin elde ettiği   Çin'in 99 yılı 43 nolu genelgesine (Orjinalı ekte) göre, 16 Ağustos 1999'da "Sin Jiang Uygur Özerk Bölgesi Parti Komitesi"   kapalı toplantı düzenleyerek, Hoten'deki hareketin planları belirlenmiştir. Toplantıdan 3 gün sonra, "Uygur Özerk Bölgesi  Parti Yönetiminin" daimi üyesi İsmail Tilivaldi başkanlığındaki bir grup Hotendeki "temizleme hareketi"ni yönetmek üzere  gönderilmiştir. Böylece Hotendeki hareket başlatılmıştır. Merkezi Hükümet de bütün gücüyle olaya destek vermiştir. Meselâ: Enformasyon tarafından elde ettiğimiz "Sin Jiang Uygur Özerk Bölgesi" genel sekreteri Wang Le Çüen'in 17 Aralık  1999'da Hoten'de yaptığı bir basına kapalı yaptığı konuşmasında (Konuşma metni ekte), 12 Aralık günü Çin Cumhurbaşkanı  yardımcısı Hu Jin Tao ile Çin devlet bakanı Lo Gen Doğu Türkistandaki yöneticilere ard arda telefon ederek, yürütmekte    olduğu "temizlik hareketini" daha da kararlı bir şekilde yürütmesini ve uzun vadeli yürütmesini istemiştir. Bu da merkezi  hükümetin planlı bir şekilde Doğu Türkistan halkına soy kırımı siyaseti uygulamakta olduğunun bir neticesidir. Bu raporda yine  Hoten'de yürütülmekte olan bu hareketin çerçevesini Kaşgara doğru genişletilmesini istemiştir. Bunların dışında Enformasyon  merkezimizin elde ettiği bilgilere göre, "Özerk Bölge Yüksek Mahkemesi" ve "İli Komünist Partisi Daimi Komitesi"nin  bülteninde yer alan bilgilere dayanarak Hoten ve İli bölgelerinde planlı bir şekilde soy kırımı politikasının yürütülmekte    olduğunu anlamak mümkündür (Belge ekte).  Çin Komünist partisinin genelgesine dayanarak keyfi tutuklama olayı Doğu Türkistan'da bütün hızıyla devam etmekte. Meselâ:   Wang Le Çüen'in adı geçen raporunda, Hoten'e heyet göndererek onlara Uygur evlerinde arama yetkisi vermiştir.  Bu tür keyfi tutuklama hareketine itiraz eden hukukçulara siyasi baskı yaparak, mumurluğundan atma gibi cezalarla    cezalandırılmakta. Meselâ: Hoten Gazetesinin 26 Ekim 1999'daki sayısında yayınlanan bir habere göre (Ekte sunulmuştur),   Hoten şehirli Komünist Partisi teptiş kurulu üyesi Erkin Emet'i "halkın güvenliğini tehdit eden suçluları, delil yetersiz diye  serbest bırakmıştır" suçlamasıyla işinden atmıştır. Erkin Emet'i iki Uygur genci zorla suçlu göstererek cezalandırmasını istemiş,  fakat Erkin bu iki genç hakkında delillerin yetersiz olduğunu savunduğundan dolayı, görevinden alınmış ayrıca adı geçen iki  genci de yedişer yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu tip örnekler Doğu Türkistan'da oldukça fazladır. 

2. Ceza Evlerindeki Siyasi Suçlulara Yapılan İşkence ve Yargısız İnfazlar  Uluslar arası Af Örgütü'nün 1999 yılında yayınladığı raporunda da belirttiği gibi, ceza evlerindeki Uygur siyasi suçlular insanlık  dışı muameleye mahruz kalmaya devam etmekte. 1999 yılında Merkezimiz Doğu Türkistan'da haksız bir şekilde hapse atılmış  Uygur gencinden gelen mektubu almıştı (Mektup ekte sunulmuştur). Mektuba göre, Doğu Türkistan'da 145 ceza evi, 30'dan  fazla toplama kampı bulunmakta. Şuan 250 bin civarında tutuklu yatmakta. Bunların içinde siyasi suçlu sayısı 150 bin  civarındadır. Sadece Ürümçi Liudavan ceza evinde her ay 20-30 "suçlu" işkence sonucu öldürülmekte. Ayrıca ertesi gün bu  kişilerin evine baskın düzenleyerek oğlun nereye kaçtı bul diye onlara eziyet uygulamakta. Mektubu yazan genç Ürümçi'ye  ticaret ile gelmiş olup, Otel'den sebepsiz bir şekilde Tiyanşan ceza evine konulmuş ve işkenceye mahruz kalmıştır. Genç  uğradığı işkenceden bahsederken şöyle der: "elektrikli sopa, beyine elektrik verme, tırnak koparma, cinsel organına demir  çubuk sokma, dili ve cinsel organını demirle kısmak, ıslak yerde oturtarak elektirk verme, çivili sandalyede oturtma vb. Bir  süre sonra Tiyanşan cezaevinden, Liudavan cezaevine nakledilen genç, Liudavan cezaevinde gördüklerini şöyle anlatıyor:    "Benim kaldığım hücrede 10 kişi yatarız, bu hücrenin genişliği 4, uzunluğu 5 metredir. Bu ceza evinde toplam 60 tane hücre  var, katıl hırsızlara ekmek çok, fakat siyasi suçlulara sabah bir buharda pişirilmiş ekmek, akşam bir tabak mısır unundan  lapılmış çorba verirler". Ceza evinde öldürülenlerden bahsederken şöyle der: "Doğu Türkistan'ın Şayar nahiyesi Kuybulung  kasabasından 24 yaşındaki telebe Ekrem Tursun'u Çin polisinin işkence yaptıktan sonra kanlar içinde yanımızdaki hücreye attığını gördüm. Olaydan üç gün sonra, Çin polisleri Ekremin kaçtığını söyledi. Bütün vücudu kanlar içinde olan bu şahsın  kaçması mümkün değildir. Bence işkenceyle öldürülmüştür." Mektupta buna benzer onlarca olayı anlatmıştır. Bu tip hadiseleri   genişletmek mümkün.  Aldığımız bilgilere göre bugün Doğu Türkistan'daki ceza evlerinde "çocuğun öldü" ve "kaçtı" diye öldürdükten sonra cesedi  vermeme olayı oldukça yaygındır. Meselâ: Merkezimizin güvenilir kaynaktan aldığı bilgilere göre: Nisan 1999'da Hoten'de  Abdulkadir Kari, Memet Tursun, Abdulkerim Karim ve Tursun Kari olmak üzere 4 Uygur genci "yasa dışı dini faaliyette    bulunma" suçundan tutuklanarak Hoten'in Keriye nahiyesindeki Karahan Toplama Kampına konulmuş. Fakat 27 Haziran  1999'da "çocuğunuz kaçma teşebbusunda bulunduğundan dolayı infaz edilmiştir" yazısı gönderilmiştir. Bunun yanında keyfi  tutuklama olayının gittikçe artmakta olduğu görülmektedir.  Merkezimizin elde ettiği bilgilere göre: 18 Temmuz 1999'da 75 siyasi suçluyu Yarkent nahiyesindeki maden ocağında  çalıştırırken, güvenlik tedbirlerinin yetersiz olmasından dolayı maden ocağının çökmesinden dolayı hayatını kaybetmişlerdir.  Çin güvenlik mensupları küçük çocukları da keyfi tutuklamaya devam etmekte. Geçen sene ağustos ayında 12 yaşındaki 4  çocuğu "izinsiz kuran okudu" suçlamasıyla bir hafta süreyle sorguya çekmiştir. Bu çocuklar bırakıldıktan sonra piskolojik    problemlerle karşılaşmıştır.  

3. Asker ve Jandarmanın Doğu Türkistan'daki Zorbalığı  

a. Doğu Türkistan'daki Çin Ordusu Konusunda Kısaca Bilgi  Bugün Doğu Türkistan Çin ordusunun en yoğun bulunduğu bölgelerden biridir. Çin Kurtuluş Ordusunun dörtte biri Doğu  Türkistan'a yerleştirilmiştir. Yabancı askeri stratejicileri Doğu Türkistan'da bir milyon Çin askeri bulunduğunu söylemekte.   Çin Hükümeti tarafından yayımlanan Sin Jiang Yılnamesi adlı kitapta Doğu Türkistan'da yerleştirilen 39 tane Kolordunun adını    vermiştir. Bunların adı şöyle: 

1.      36103 . Kolordu
  2.      36139 . Kolordu
  3.      36109 . Kolordu
  4.      36148 . Kolordu
  5.      36106. Kolordu
  6.      36179. Kolordu
  7.      36149. Kolordu
  8.      36146. Kolordu
  9.      36110. Kolordu
  10.     36178. Kolordu
  11.     36042. Kolordu
  12.     36007. Kolordu
  13.     36141. Kolordu
  14.     36220. Kolordu
  15.     36101. Kolordu
  16.     36012. Kolordu
  17.     36921. Kolordu
  18.     36131. Kolordu
  19.     36917 .Kolordu
  20.     36106. Kolordu
  21.     36105. Kolordu
  22.     36107. Kolordu
  23.     36054. Kolordu
  24.     36173. Kolordu
  25.     36171. Kolordu
  26.     36229. Kolordu
  27.     36330. Kolordu
  28.     36226. Kolordu
  29.     36918. Kolordu
  30.     36109. Kolordu
  31.     36110. Kolordu
  32.     36032. Kolordu
  33.     36429. Kolordu
  34.     36211. Kolordu
  35.     36318. Kolordu
  36.     87141. Kolordu (Hava Kuvvetleri)
  37.     23642. Kolordu
  38.     36224. Kolordu
  39.     8660.   Kolordu
Sin Jiang Yılnamesi adlı kitaptaki bilgilere göre, her yıl sadece Doğu Türkistandan orduya 13-15 bin civarında yeni asker  alınmakta. Bunların %16'sı azınlıklardan oluşmaktadır. Uygurların oranı sadece %2 cıvarındadır. Yukarıdakilerin dışında 100 bin askerden oluşan Jandarma bulunmaktadır. Bunların dışında Doğu Türkistan'da "Üretim  Ordusu" adı altında yarı sivil, yarı resmi ordu olup, bu orduya mensup asker sayısı 2 milyon 250 bindir. Böylece Doğu  Türkistan'daki asker sayısı 3 milyondan fazladır. Çin resmi makamlarınca Uygurların nüfusu 7 milyon 800 bin olarak verilirken, beş Uygur Türküne 2 asker düşmektedir (polis hariç). Bu durum dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. 

b. Çin Kurtuluş Ordusu ve Jandarmanın Zorbalığı  Çin'in Doğu Türkistan'da konuşlandırdığı ordusu Çin'in hududlarını korumanın dışında Doğu Türkistan'da Müslüman Uygur  Türklerine karşı soy kırımı uygulaması yapmakta. 

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin Kaşgardan gönderdiği bir haberine göre, Kaşgar şehri Bulakbaşı mahallesinde  bulunan jandarma komutanlığında 4 Şubat 1999'da iki Çin jandarması kapının önünden geçmekte olan, Aminem (14  yaşında), kız kardeşi Arzigül (12 yaşında)'ü nöbet kulesine götürüp tecavuz ettikten sonra bırakmıştır. Kızlar evlerine vardıktan sonra, olaydan haberdar olan babası Jandarma komutanına şikayet etmek için Jandarma önüne geldiğinde  Jandarmaya saldırdı suçlamasıyla hapse atmıştır. Hâla ceza evindedir.

Merkezimizin Doğu Türkistan'daki muhaberi Abdullah Pamirin yolladığı haberine göre, 3 Eylül 1999'da Doğu Türkistan'ın    Hoten vilayetine bağlı Karakaş Nahiyesi Saybağ kasabası Uça mahallesindeki altın ocağında çalışmakta olan 2 Uygur işçi  buraya denetime gelen askerler tarafından "Gizlice altın çıkarmışsın " suçlamasıyla tutuklanmıştır. Karşılık gösterdin diye ağır   işkence yapılmış ve öldürülmüştür. Bunlardan birinin adı Abdullah Heyt, diğerinin adı ise Goca Abdullahtır.

Merkezimize 25 Ocak 1999'da Pekinden bildirilen bir habere göre, 7 Ocak 1999'da Yarkent Nahiyesinin Tagarçi  kasabasından Tursun Kerem ve eşi Azat Gül haca gitmek amacıyla Pekin gümrüğünden çıkarken, eroin kontrolu yapmak  bahanesiyle ayrı odaya götürüp tecavuz etmiş.

1999 yılı Ağustos ayının sonunda Hotendeki ayaklanmaları bastırmak bahanesiyle çok sayıda asker yerleştirdi. Bu askerler   "bölücüleri" yakalama bahanesiyle çok sayıda eve baskın düzenlemiş ve gelesiye kurşun sıkma sonucunda çok sayıda insan   yaralanmış ve ölmüştür.

Merkezimizin edindiği bir haberine göre, 26 Ekim 1999'da Hoten'deki Çinli askerler Hoten nahiyesinin Segizgül -  kasabasındaki bir eve "bölücüler gizlendi" diye baskın düzenledi. Baskın süresince sürekli ateş açması sonucunda Karakaşlı  Abdullah Memet Emin başta olmak üzere, biri kadın üç Uygur öldürülmüş ve 4 Uygur ağır yaralanmıştır. Bu haber Hoten  gazetesinde de geniş yer almıştı (Ekte).

Enformasyon Merkezine gönderilen mektupta Çin askerlerinin yaptıklarına değinilerek şöyle denmiştir: 2 Kasım 1999'da Çin   Jandarmaları Keriye nahiyesinin Karakir kasabasındaki Uygur çiftçi Alim Kurban'ın evine baskın düzenlemiş, baskın  esnasında eşi Arzigül, 14 yaşlı oğlu Abdulletip ve 8 yaşındaki kızı vahşilerce öldürülmüştur. Mektupta anlattığına göre olay şöyle gelişmiştir:

Eylül ayında Keriye Nahiyesindeki Karahan ceza evinden "yasa dışı dini faaliyette bulunma" suçlamasıyla içeriye atılan 3  öğrenci firar eder. Bunların birinin adı Ahmet Karim (22 yaşında), Mehmet Abdullah Karim ve diğeri ise Nurmehmet Talip idi.  Çin güvenlik mensupları bunları yakalamak için operasyon düzenler.  2 Kasım'da operasyona katılan 5 Çin askeri Keriye nahiyesinin Karakaş kasabasındaki çiftçi Alim Kurban'ın evine baskın  yapar. Arama sonucunda evde sığınan Nurmehmet bulunur. Çinli askerler ev sahibi Alim Kurbanı çırılçıplak soyduktan sonra  evin ortasına bağlar ve diğer suçlular nerede? söyle! diye? işkence yapmaya başlar. Buz gibi soğuk suya başını sokup, nefes
  aldırmadan işkence yapılmakta olan eşini gören 35 yaşındaki eşi Arzigül dayanamayarak Çin güvenlik mensuplarına karşı  gelir. Gözü dönmüş Çin askerleri Arzigülü yakalayıp bütün elbiselerini çıkarıp işkence yapıp öldürür. Annesinin cesedini gören oğlu Abdulletip dayanamayarak eline balta alıp Çinli bir askeri öldürür. Abdulletipi de yerinde kurşuna dizerler. Bunu gören  Abdulletipin 8 yaşındaki oğlu Gülcemal ağabeyinin cesedine sarılır. Bunu gören Çin polisi 8 yaşındaki kızı tüfekle dövüp,  beyinini paramparça yaparak öldürür. Bu olaydan haberdar olan mahalledeki 30-40 çiftçi eline ne çıkarsa alıp 5 Çinli askeri
  abluka altına alırlar. Bundan tedirgin olan askerler rast gele kurşun atıp 5 köylüyü yaralayıp kaçarlar. Ertesi 100'den fazla  asker 3 kamyonla gelip köyü abluka altına alır. Bütün köylüleri köy meydanına toplayıp, dün askere karşı koyanlar çıksın!  diye 14 çiftçiyi götürür. Mektupta söylediğine göre, bu 14 köylü hâla ceza evindedirler (Mektup ekte).

Merkezimizin Hoten'deki muhaberi Uçkun'un 9 Ocak 2000 yılında gönderdiği haberine göre, Karakaş nahiyesinin Karasay  kasabasındaki 14 talip baskılardan korkup köyden 18 kilometre uzaklıktaki çöle gidip orada dini ibadetini yerine getirmiştir. Hükümetin köyde görevlendirdiği casusu bu olayı hükümete haber verdikten sonra, asker gönderip yakalatmıştır. Yakalayıp gelirken talebelerle askerler arasında çatışma çıkmış. 14 talebe askerlerin elindeki silahları alıp kaçmıştır. Talebeleri   yakalayamayan Çin güvenlik mensupları helikopterlerle arama sonucunda havadan ateş açıp, 6 talebeni öldürmüş, 6 sını  yakalamıştır. Bunların üçü işkence sonucu hayatını kaybederken, üçü hâla yoğun bakımdadır (Mektup ekte).

Çin ordusunun bu çeşit zorbalıkları Doğu Türkistan'da yaygın şekilde devam etmekte. Buna karşı koyanları "asker ile halk  arasındaki dostluğu bozmak" suçlamalırıyla cezalandırılmakta.

4. Dini Baskılar   1999 yılından buyana Doğu Türkistan'da dini baskılar "Kültür Devrimin"den sonraki en vahim noktaya ulaştı. Doğu  Türkistan'da cereyan etmekte olan toplu tutuklama, toplu idam ve işkence dini sahada daha da vahimdir. Şuan Doğu  Türkistan'da inançsızlaştırma siyaseti bütün hızıyla devam etmekte. Çin Ana Yasasının 36 Maddesinde "Çin Halk Cumhuriyeti  vatandaşları inanç özgürlüğüne sahiptir" diye belirtmiş olmasına rağmen, Çin Komünist partisi çeşitli genelgeleri çıkarıp bütün  gücüyle Uygur Türklerini dinsizleştirme politikasını uygulamakta. Bin yıldan fazla süredir müslüman olan Uygur Türklerini dinsiz  ve dindar diye ikiye ayıramak süretiyle dindar insanlara baskıyı daha da arttırmakta. Çin Hükümeti anayasasında dini   inançların serbest olduğunu belirtse bile, uygulamada dini faaliyetleri yasa dışı faaliyet olarak algılamaktadır. Dini faaliyetleri  "devletin güvenliğini tehdit edici unsur" olarak görmekte.

Özellikle Temmuz 1998'da Çin'in devlet başkanı Jiang Zemin Doğu Türkistan'a geldiğinde Uygurların dini faaliyetlerinin  yasaklanması konusunda talimat verdikten sonra (Ekte sunulmuştur), Doğu Türkistan'daki dini baskı daha da artmıştır. Çin   Hükümeti bütün Doğu Türkistan'daki camilere casuslar gönderip, normal dini vecibelerini yerine getirmek isteyen, hiçbir suçu  olmayan Uygur Türklerini "yasa dışı dini faaliyette bulunmakla" suçlayarak tutuklamakta ve insanlık dışı muamelelere mahruz   kalmaktalar.

Yasalarda net bir şekilde dini özgürlük olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, bugün Doğu Türkistan'da memurların ibadet etmesi    yasaklanmıştır. Meselâ: Ürümçi Şehri Kablolu televizyon idaresi tarafından çıkarılan 25 nolu genelgenin 1. Maddesinde "işçi  ve memurlar dini ibadet edemez, bunu ihlal edenler cezalandırılır" denmiştir. Bu genelgenin Çin Merkezi Hükümetin 7 nolu  genelgesine istinaen çıkarıldığı açıklanmıştır.

Bugün bu tip genelgeler Doğu Türkistan'da sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Böylece Doğu Türkistanlıları dinsizleştirmeye    yönelik çalışma yürütülmektedir. Meselâ: Hoten gazetesinin 30 Ekim 1999 günkü sayısında yayımlanan bir haberinde, Çira  nahiyesi Veterenerlik Hastenesinin vetereneri Hürnisa Mettursun birkaç arkadaşıyla beraber namaz kıldığı için "yasa dışı dini  faaliyette bulunma" suçundan işinden atıldığına yer vermiş ve cezalandırılmıştır (Gazete küpürü ekte).

Son 8 aydır Hoten vilayetinde namaz kıldığı için işinden ve okulundan atılan binlerce kişi vardır. Böylece Çin Hükümeti  özellikle gencleri dini faaliyetlerden uzak tutmaya çalışılmakta. Yakından buyana Çin Hükümeti Doğu Türkistan'daki camileri  çeşitli sebeplerle çakmakta ve devlet dairesi olarak kullanmaya başlamıştır. Çin Hükümeti 1997 yılından buyana sadece  Hoten bölgesinde 1218 cami zorla kapatılmış, 939 cami yerle bir edilmiştir. Bunların dışında bölgede 118 dini okul devlet  tarafından kapatılmıştır. Bu okulda eğitim görmekte olan 918 oğrenci ile 108 öğretmen ceza evine konulmuştur. 18 Eylül  1999'da Uygurların evindeki bütün dini kitaplar toplatılmıştır. Ayrıca bir hafta süre tanıyarak bu süre içersinde teslim  etmeyenleri cezalandıracağını söylemiştir.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin edindiği haberine göre, geçen bir yıl içinde sadece İli'de faaliyet gösteren 510  camiden 148'i mecburi kapatılmıştır. 

Gulca vilayetli Parti Komitesi tarafından yayımlanan bir bültenin 1999 yılı 2 sayısındaki habere göre, merkezi hükümet Gulcaya ard arda delege göndererek normal dini vecibelerini yerine getirmek isteyen halkı baskı altına alarak onları sindirmeye çalışmıkta (Metin Ekte sunulmuştur).

Bunun dışında Çin Hükümeti tarafından yayımlanan Sin Jiang Adliye Gazetesinde 99 yılı Nisan ayında yayımlanan bir habere  göre, 1999 yılı Artuş şehrindeki devlet daireleri bir süre tedbir kullanarak 669 cami ve bütün din adamları gözetim altına  almıştır. 75 din adamı tutuklanmıştır. Bütün dini yayınlar toplatılmıştır.  Gerçi Çin Hükümeti Doğu Türkistan'daki cami sayısını 10 bin olarak verse de, bu camilerin çoğu 100 kişinin namaz  kılabildiği küçük mahalle camileridir. Çin Hükümeti yatırım yapıp cami yapmanın yerine, halk para toplayarak yaptıkları    camileri kapatmakta ve yıkmakta. Bu cami sayısı 20 milyonluk Müslüman nüfusuna sahip Doğu Türkistan için yeterli değildir.   Özellikle Çin Komünist Partisi Merkez Hükümeti 1999 yılı yayınladığı 7 Nolu genelgesi yayınlandıktan sonra, Doğu  Türkistan'daki bütün camiler sıkı denetim altına alındı. Bütün din görevlilerini kısa süre eğitime tabi tutarak camilerde  Komünist Partisi propagandası yapmaya zorlanmakta. 1999 yılı dini baskıların doruk noktasına çıktığı yıl oldu. Meselâ: Hoten Gazetesinin 28 Ekim 1999 sayısında yayımlanan bir haberde, Karakaş nahiyesi 16. Köy Oybag camisinin imamı Memet Aliyi   camide Komünist partisinin propagandasını yapmadığı gerekçesiyle görevinden alınmıştır. Daha sonra, tutuklanmıştır.

 "Hoten Şehri Diyanet İşleri Başkanlığının" 1999 yılı 1 Nolu genelgesinde, Hükümet daireleri 24 Eylül günü karar çıkarıp,  Hoten Şehri Şorbag kasabası Aydınggöl camisinin imamı Ömer Kariyi, camide hükümetin propagandasını red etmek, 30  dakikalık teblih süresini aşmak suçundan görevinden alınmış ve daha sonra tutuklanmıştır. Çin Hükümeti dini baskıları o kadar arttırdılarki, hatta teblihde imamların ne konuşacağını da yazıp elini vermeye başladı. Bir mahalleden diğer bir mahallenin camisine cuma namazına varmayı yasakladılar. Yukarıdaki gibi insanlık dışı uygulamaların örneklerini daha da çoğaltmak mümkündür.  Bu baskıların dışında bütün dünya Müslümanları için kutsal olan hac ferzini yerine getirmesine de izin vermemektedir. 1999 yılı  1200 Uygur haca gitmek amacıyla, akraba ziyareti bahanesiyle pasaport aldılar. Bütün işlemleri tamamlayarak yurt dışına  çıkmak üzereyken Çin polisi tarafından pasaportlarına el konuldu. Bu yıl ramazan bayramında umre gitmek amacıyla 400 Uygur pasaportunu aldıktan sonra, vize işlemlerini tamamlayıp yurt dışına çıkmak üzereyken Çin polisi tarafından kabaca bir şekilde engellendi. Polise karşılık gösteren 122 yaşlı Uygur tutuklanmıştır. Kalanlar mecburen havaalanından ayrılıp kalmak  üzere otele geldiğinden "Uygurları Otele alınmaz" cevabını aldılar. Çünkü birkaç sene önce Pekin Emniyet Müdürlüğü otellere  Uygurların alınmazlığı konusunda genelge dağıtmıştır. Bu kişilerden bir kısmı çok para ödeyerek Çinlilerin evinde kalmaya  mecbur kalmışlardır. Çok yaşlı olanları mecburen Havaalanı yakınındaki açık havada kalmaya mecbur kalmışlardır. Açık  havada kalanlardan Eminahun Torgay (72 yaşında); Tursun Ahun Yipçi (64 yaşında, Artuşlu); Abdulkerimahun Mezin (68  yaşında, Keriye nahiyesinden); Kamer Nisahan (65 yaşında, Keriye Nahiyesinden) 4 kişi donarak hayatını yitirmiştir. Bütün bu baskılara karşı mücadele bütün şiddetiyle devam etmekte. Özellikle Uygur Türklerinin yoğun olduğu Hoten, Kaşgar,  Gulca ve Aksu gibi bölgelerde sıcak çatışmaya dönüşmüş olup, aralıklarla devam etmekte. Fakat Doğu Türkistan'ın dışa kapalı olması nedeniyle dünya kamuoyu bilmemektedir. Müslüman Uygur Türkleri milli kurtuluş hareketini hızlandırmış durumdadır. Son üç yıldır binlerce masum Müslüman haklı davasını savunduğu için şehit olmuşlardır. Fakat dünyada insan  hakları bekçiliğini savunan ülkeler hâla sessiz kalmaktadır.  Çin Hükümeti bugüne kadar dünyanın gözünü boyamak amacıyla haklı davamızı "kökten dinci hareket, terörizm" olarak   tanıtmakta. Böylece Doğu Türkistan halkının bağımsızlık hareketini karalamaya çalışmakta.   Aslında Doğu Türkistan'da Çinlilerin yapmakta olduğu devlet terörü ve soy kırımı Çeçenistan, Bosna Hersekte cereyan eden   olaylardan hiçbir farkı yoktur. Bundan dolayı biz Doğu Türkistan halkı adına dünya insan hakları örgütlerinin, sivil toplum  örgütlerinin Doğu Türkistan'a heyet göndererek insan hakları ihlalleri konusunda araştırma yapmasını arzu ederiz.

Hürmetle:

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı
Abdulcelil Karakaş
Uçkun Gazetesi Yazı İşleri Sorumlusu
Ferhat Muhammedi


©KIVILCIM- Her Hakkı Saklıdır..08/06/01 20:10