ETIC

Haftalık Siyasi İlmi Gazete - Doğu Türkistan Haber Merkezi Yayını

  03/06/2002

MHP, başbakanlık için strateji değiştirdi
 


AB tartışmaları ve Ecevit’in sağlık durumundaki belirsizlik karşısında kilit parti durumuna gelen MHP yeni hedefler belirledi: AB karşıtlığı görüntüsü silinecek. Başbakanlık yolunda milletvekili sayısı artırılacak.

MHP, Avrupa Birliği tartışmalarının geldiği boyut ve Başbakan Bülent Ecevit’in sağlık durumundaki belirsizlik karşısında stratejisini belirledi. Bu çerçevede, “AB karşıtlığı görüntüsü” silinecek ve “gerekirse bu misyonu üstleniriz” mesajı verilecek. Başbakanlık hedefi yolunda, milletvekili sayısı artırılacak.

Başbakan Ecevit’in sağlığını AB tartışmalarından daha fazla önemseyen MHP, Ecevit’in sağlığıyla ilgili belirsizliğin önümüzdeki hafta netleşmesini bekliyor. Ecevit’in bir şekilde çekilmesi durumunda başbakanlığı almayı hedefleyen MHP, hükümeti kurma görevinin Bahçeli’ye verilmesi için 127 olan milletvekili sayısını DSP (128)’nin üstüne çıkarmaya çalışıyor. Bu çerçevede, 4 DYP’li milletvekiliyle temasların son noktaya geldiği; ancak fırsatçı görüntüsü vermemek için acele edilmeyip yedekte bekletileceği konuşuluyor. Bir MHP’li, bu konuda “Bu sefer, başbakanlığa talip olacağız. Yoksa, tabanı durduramayız. Son anda bir erteleme olmaz ise, bu hafta yeni katılanlar olacak.” dedi.

Geçtiğimiz günlerde DYP’den istifa eden Ankara Milletvekili Cihan Paçacı’yı saflarına katan MHP, kendi içindeki muhalifleri de kontrol altında tutmaya çalışıyor. Muhalif milletvekillerinin partiden ayrılmamaları konusunda gerekli özen gösterilirken, bu isimlerle ikna görüşmeleri yapılıyor.

Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin Çin’de yaptığı ‘Milletvekili transferini siyasi ahlaksızlık olarak görüyorum.’ açıklamasını ise MHP’liler şöyle yorumluyor:

“Transferle, katılımı birbirine karıştırmamak lazım. Milletvekili transferi bir bedel karşılığında olur. MHP gelecek milletvekillerine hiçbir şey vaat etmiyor. MHP’nin kapısı milletvekili katılımlarına açıktır.’’

Öte yandan AB sürecinin “idam, Kürtçe yayın ve kurs” gibi tartışmalı konularında asker ve MGK’dan çıkan yumuşak hava, MHP’yi etkiledi. Açılım, buruk karşılanırken, bunun “devlet politikası olarak toplumun önüne sunulması” önemsendi. Gelinen noktada, “taban ile merkeze açılma politikaları arasında zorlanan MHP’nin, başbakanlık hesaplarını da etkileyecek nasıl bir strateji sergileyeceği” merak konusu oldu.

MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, buna ilişkin ipuçları verdi. Altında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de imzası bulunan ve AB ile ilgili yapılacakları içeren Ulusal Program (UP)’a uyacaklarını belirten Şandır, Genelkurmay ve MGK’nın görüşlerinin netleşmesini ve tartışılmasını bekleyeceklerini, toplumda oluşacak eğilime uyacaklarını söyledi. Şandır, “PKK’nın terör ve siyasallaşma stratejisiyle örtüşecek önerilere kapalıyız. Kültürel haklar, bireysel düzeyi aşmayacak ve teröre karşı yasal güvenceler getirilecek.” dedi.

MHP’nin yeni stratejisi, “AB’yi engellediği” suçlamasına tavır almayı da içeriyor. Üyelik yolunda sorumluluk üstlenen koalisyon ortakları ANAP ve DSP’nin somut icraat ortaya koyamadıklarını savunan MHP, “Devlet Bahçeli AB üyeliği sürecini tamamlama görevini üstlensin” mesajını işlemeye hazırlanıyor. Mehmet Şandır, sürekli MHP’nin eleştirilmesi karşısında “yapamıyorsanız, bırakın biz yapalım” diyeceklerini ifade etti.

Zekai Özçınar / Ankara ( Zaman Gazetesi )

 

Pekin’e gidip değişmedim

03/06/2002

KAŞGAR/ANKARA - Çin gezisini tamamlayan Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, dün akşam saatlerinde Türkiye'ye döndü. Çin'den ayrılırken, iç politikaya ilişkin soruları cevaplandırmayan Bahçeli, "Salı günü MHP Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulunacağım" demesine rağmen Türkiye'ye gelir gelmez düzenlediği basın toplantısında kendisi ve partisi hakkında yapılan değerlendirmeleri eleştirdi. Pekin'de hükümetin 3. yılını değerlendirirken yaptığı konuşmanın eleştirilmesini anlamadığını söyleyen Bahçeli, "MHP'nin AB konusundaki politikası geçmişte neyse bugün de odur. Bu görüşler ne Pekin'e gidildiğinde ne de sonrasında değişmiş değildir" şeklinde konuştu. AB konusunda geçmişte söylediklerinin bugün de arkasında olduklarını, önemli olanın nerede söyledikleri değil ne söyledikleri olduğunu belirten Bahçeli, "AB ile ilişkilerimiz bir süredir gürültülü bir kampanya konusu haline getirilmiştir. Doğrulara ve gerçeklere dayalı bir tartışma yapılmıyor. Uzun vadeli çıkarları kısır siyasi çatışmalara alet edilmektedir. Gerçeklerin Türk milletinden saklanması isteniyor. Bir yol ayrımına geldiğimiz doğrudur ve herkes yönünü iyi tayin etmelidir" dedi. Bahçeli, ayrıca Öcalan'ın idam dosyasının TBMM'ye getirilmesi ve infaz edilmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli, Ecevit'in görevini sürdürdüğünü de belirterek, "Sayın Başbakan'ın nerede görev yaptığı bizim için önemli değildir. Yönetim boşluğu yoktur. Ecevit'in sağlığıyla ilgili tartışmalar siyasi ahlâka sığmamaktadır" açıklamasını yaptı. ( Türkiye Gazetisi )

 31/05/2002

Kutsal Türk Toprağı Kaşgar’da Çok Sayıda Kitap Ateşe Verildi

24 Mayıs 2002 tarihinde Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde Çin Hükümetinin emriyle 10 bine yakın kitabi ateşe verildi.

Kaşgar gazetesinin dünkü haberine göre, 14 Mayıs 2002 tarihinde yine Kaşgar vilayetinde 32 bin 320 kitabın ateşe verildiğine yer verilmiştir. Ateşe verilen kitaplar arasında Hunların Kısaca Tarihi, Eski Uygur Edebiyatı ve Eski Elsanatlar gibi kitaplar dışında çok sayıda ilmi ve dini kitaplar bulunmaktadır.

Bu kitapları yakma hareketi 14 Mayıs 2002 tarihinde Şin Jiang Üniversitesinde düzenlenen Uygurca eğitime son verme toplantısında alınan kararlar çerçevesinde yapılmaktadır. Bu kitap yakma hareketinin Uygur Türkçesinde eğitime son verip, Çince eğitim yapma hareketinin bir uzantısı olduğu aşikardır.

Çin Komünist Partisi 1949 yılından itibaren halkımızı kültürel haklarından mahrum bıraktı, bugün de bu hareketini devam ettirmekte.

Bu tip kitapların yakılması kastlı olarak halkımızın kendi tarihini, kültürünü unutturarak Çinlileştirme politikasının bir parçasıdır.
 

İslamabad, D. Türkistanlı lideri Çin’e teslim etti

  27/05/2002

Çinli yetkililer, “Doğu Türkistan İslami Hareketi”nin liderlerinden birinin Pakistan’da yakalanarak Çin’e teslim edildiğini bildirdiler.

Sincan–Uygur Komünist Partisi yetkililerinden Wang Lequan, yaptığı basın toplantısında, İsmail Kadir’in, Keşmir’in Pakistan’ın elindeki bölümünde Müslüman gruplarla toplantı yaparken yakalandığını ve mart ayında Çin’e teslim edildiğini söyledi. Wang, Urumçi’de yaptığı basın toplantısında “Kadir yakalandı ve şimdi bizim elimizde.” dedi, ancak konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri olmadığını bildirdi. Kadir’in 11 Eylül saldırısından sonra Sincan–Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçtığı bildirildi. Urumçi, aa ( Zaman )

 03/02/2002

Kaşğarda Beklenmeyen Olağanüstü Hal

Enformasyon merkezimize gelen haberlere göre 1 şubat 2002 den itibaren Kaşgar şehri ve etrafındaki kasaba ve köylerde yaşıyan insanlarda gerginlik her geçen gün artmaktadır Muhabirimiz; Polis ve asayiş güçleri diğer günlere göre daha sıkı kontrollere geçmiştir. Hiçbir ilan çıkartılmadan yapılan bu uygulamar sonucu 300 e yakın uygur Türkünü kimlikleri olmadığından dolayı tutuklamıştır. Tutuklanan bu kişiler 100 yuandan 200 yuana kadar para cezasına çaptırılmıştır. Bazı tutulananlar şübheli şahıslardır diye hahishanelere gönderilmiştir.
Gelen haberlere göre tutuklananlar arasında devlet dairelerinde çalışan memurlarında bulunduğu bildirilmektedir. Bugünden itibaren ana yollardaki bütün araçlar sıkı kontrol altında araştırılmaktadır. Hazır Kaşgar şehri bölgesinde bütün devlet daireleri okulllar fabrikalarda 24 saat nöbet tutma şartı getirilmiştir.
Şimdiye kadar yapılmayan bu sıkı denetime bir anlam veremeyen Kaşgar halkı tedirginlik ve korku içinde yaşamlarına devam etmeye çalışmaktadır. Kaşğar Halkından bazılarına göre’’Çinliler çok sert zülüm hareketine başladı’’ derken bazıları ise Çinlilerin nevruz ’’ ÇAGAN’’ bayramından dolayı herhang ibir olay olmasın diye halkı korkutmaktadır denmektedir.

Ayrıntılı haberleri ilerki saatlerde vermeye çalışacağız

 30/01/2002

DOĞU TÜRKİSTAN KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

KAYSERİ

Sayı:2002/68
Konu: ACİL....

Şu anda İstanbul hava limanı Transit salolununda Çin'e iade edilmek üzere bekletilmekte olan Mahmut Rozi, Sıraceddin Gafur, Rüşengül Mehmet isimlerindeki kardeşlerimiz Türk Havayollarının 30.01.2002 gece 03:00 uçağı ile İstanbul'a geldiler. Kendilerinin vizeleri bulunmadığı için bugün akşam saat 22:00 uçağı ile Çin'e iade edileceklerdir. Bu kardeşlerimizin iadesi gerçekleşir ise yargısız infaz ile acımasızca katledileceklerdir. Bu
kardeşlerimizin gıyabında Çin devleti tarafından verilmiş kesinleşmiş idam cezası bulunmaktadır. Sizlerden bu kardeşlerimizin iadelerinin durdurulması için gerekli girişimleri başlatmanız yetkililere konunun ciddiyet ve
hassasiyeti hususunda uyarılarınızı saygılarımızla arz ederiz.

1. Doğu Türkistan Milli Kurultayı / ALMANYA
2. Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği / KAYSERİ
3. Doğu Türkistan Vakfı / İSTANBUL
4. Doğu Türkistan Dayanışma Derneği / İSTANBUL
5. Doğu Türkistanlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği / ADANA
6. Doğu Türkistan Enfermasyon Merkezi / ALMANYA
 


www.gokbayrak.com

Çin Halk Cumhuriyeti Devletinin Doğu Türkistan'daki insanlık dışı uygulamalarını 11 Eylülde ABD'ye yapılan terörist saldırıları bahane ederek toplu katliam ve soykırıma zemin hazırlaması çabası içerisinde görüyoruz.
Çin Dışişleri Bakanlığının son g açıklamalar bizi endişeye sevk etmektedir.
Bu sebeple 25.01.2002 Cuma günü saat 13:30'da ünlerde ardı ardına yapmış olduğuTANDOĞAN MEYDANI ADOR OTELİNDE Doğu Türkistan Milli Kurultayı önderliğinde Türkiye'nin çeşitli illerinde faaliyet yapmakta olan aşağıda
isimleri zikredilen Doğu Türkistan'la ilgili Dernek ve Vakıflar ayrıca TBMM' de grubu bulunan iktidar ve muhalefete mensup siyasi partilerin değerli Milletvekillerinin katılacakları Çin Hükümetine karşı cevap mahiyetinde
ortak basın toplantısı düzenlenecektir.
En derin saygılarımızla

Katılımcı Teşkilatlarımız:
Doğu Türkistan Milli Kurultayı: ALMANYA
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi: KAYSERİ
Doğu Türkistan Vakfı: İSTANBUL
Doğu Türkistan Dayanışma Derneği: İSTANBUL
Doğu Türkistanlılar Derneği: ADANA
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi: ALMANYA
Katılımcı Siyasi Parti Milletvekilleri:
DSP :Perihan YILMAZ
MHP:Edip ÖZBAŞ
Sadi SOMUNCUOĞLU
Abdul Haluk ÇAY
Mehmet GÜL
DYP : Ağah Oktay GÜNER
Ayvaz GÖKDEMİR
Sevgi ESEN
AKP : Sadık YAKUT
SP :Şeref MALKOÇ
Metin KALKAN
ANAP: Musa ÖZTÜRK
BAĞIMSIZ: Ali GÜNGÖR
BBP: Orhan ARSLAN
Not: ADOR OTEL Tel: (0312) 231 77 60 Fax: (0312) 230 20 30

Basın toplantısı irtibat : DTKDD Genel Sekreteri Seyit TÜMTÜRK Cep:(0532) 402 64 92
Doğu Türkistan Milli Kurultayı 14 ülkede 18 ayrı teşkilatın oluşturmuş olduğu Doğu Türkistanla ilgili en yetkili çatı örgütüdür.

Çin Halk Cumhuriyeti, 11 eylül olaylarından sonra tüm dünya çapında Doğu Türkistan'lılar aleyhine karalama kampanyası başlattı. Çin, Doğu Türkistan' lıları terörizmin bir parçası olarak dünyaya kabul ettirerek kendini mazlum
ve terör mağduru olarak gösterme çabasındadır. Bu sayede Doğu Türkistan'da uyguladığı zulmü, soykırımı ve asimile politikalarını meşru hale getirmek istemektedir. Bu amacında da ilk olarak, Doğu Türkistan'ın ve Türk halkının
varlığını inkar etmekte, tarihi gerçekleri saptırarak Doğu Türkistan'ın Çin toprağı olduğu iddiasını savunmaktadır.
Doğu Türkistan'ın tarihin bilinen ilk dönemlerinden itibaren Türk toprağı olduğu bilinen ve tüm tarih kaynaklarında yer alan bir gerçektir. Doğu Türkistan Türk vatanıdır. Binlerce yıllık insanlık tarihinde Türk Vatanı olan Doğu Türkistan, tarihin geleceğinde de Türk vatanı olarak kalmaya devam edecektir.
Terör konusunda diline doladığı birkaç münferit olayı, aslı olmayan sanal örgütlere atfederek, aslında bir yerde kendi tezini kendi çürütmektedir.
Henüz 10 yıl önce kendi gençlerini tanklar altında ezen, işgalci sömürgeci olan, izlediği politikalar ile bölge ve dünya barışı için büyük tehdit oluşturan Çin'in başka bir milleti terör ile suçlamak yerine kendi tarihindeki karanlık sayfaları temizlemesi gerekmektedir.
11 eylül olaylarından sonra Orta Asya'da Amerika ve batının gücünü hissettirmesi, bölgede nüfuzunun ve etkinliğinin artması Çin'i tedirgin etmiştir. Buna paralel olarak Doğu Türkistan'ın ve özellikle Çin'in bölgede
uyguladığı insan hakları ihlallerinin daha sık gündeme gelmesi ve Orta Asya kapısı olan Doğu Türkistan'ın bağımsız bir devlet olması endişesi Çin'i gerçek olmayan iddialar ile Doğu Türkistan'daki soykırım ve bir milleti
tarihi,kültürü ile yok etme çabasına hız vermeye itmiştir. Sonuçta zulüm ve baskı hat safhaya ulaşmış, tutuklama ve idamlara hız verilmiştir.
Dünya kamuoyunun ve yetkili kurumların konuya verdiği tepki ve cevaplar Çin' in bu iddialarında ne kadar gerçek dışı hareket ettiğini ortaya koymaktadır.
Birleşmiş Milletler İnsan hakları komisyonu başkanı Mary Robinson'un, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerinin durdurulması ve izleme amaçlı olarak bölgede temsilcilik açılmasına izin verilmesinin istemesi, ayrıca dünya basınının önemli kalemlerinin konunun terör değil bir milletin temel hak ve özgürlükleri kazanma mücadelesi olduğunu belirtmeleri konunun önemini ve iddiaların yanlışlığını göstermesi açısından önemlidir.
Gerek Doğu Türkistan'da gerekse yurt dışında yaşayan Doğu Türkistan'lılar ve kurdukları teşkilatlar işgalci Çin yönetimine ve insanlık dışı uygulamalarına karşı bağımsızlık mücadelesi vermektedirler. Amaçları da
sadece Doğu Türkistan halkı içinde değil, tüm insanlık için huzur ve barış içinde bir dünyanın oluşturulabilmesidir. Dünya medeniyetine her alanda büyük katkılarda bulunan Doğu Türkistan'lılar, insanların en temel hakları
olan yaşama, geleceğini ve hayatını kendi iradesi ile yapılandırma haklarına daima saygılı olmuşlardır. Haklı davalarını sürdürürken Doğu Türkistan davasının geçmişinde olduğu gibi gelecekte de, kesinlikle terörizm gibi bir leke ile bağdaştırılmasına, ilişkilendirilmesine müsaade etmeyeceklerdir.
Kapalı ve baskıcı yönetimlerde bireysel terör olamaz, aksine kapalı yönetimlerde ancak devlet teröründen bahsedilebilir. Nitekim Çin yönetiminin uygulamaları ele alındığında Doğu Türkistan'da esas terör suçlusunun Çin
Halk Cumhuriyeti olduğu ortaya çıkmaktadır. İlk kabul edilmesi gereken madde Çin'in işgalci olduğudur. Çin, Doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan gibi ülkeleri silah zoru ile hakimiyetinde tutarak, yeraltı ve yerüstü
zenginliklerini sömürerek en büyük terörü uygulamaktadır. İşgali altında tuttuğu Doğu Türkistan'da nükleer denemeler sonucu 200.000 insanın ölümüne, sakat kalmasına yol açmak, Lop-nor bölgesindeki ekolojik dengeleri bozmak, insan hayatını hiçe saymak değil midir? Zorunlu aile planlaması ile aile yapısını bozmak, henüz doğmamış bebekleri anne karnında katletmek terör
değil midir? Ülke halkından zorla gasp ettiği topraklara çoğu eski mahkum olan Çinli göçmenleri yerleştirmek, ülke halkını vatanlarında azınlık durumuna düşürmeye çalışmak hangi barışçıl amaca hizmet etmektir? Her ay onlarca Doğu Türkistanlı genci idam eden, bunların yanında gece yarılarında evlerinden topladığı insanların akıbetinden kimseye bilgi vermeyen veya veremeyen Çin Halk Cumhuriyetinin uygulamaları devlet terör değil de nedir?
35 milyon Müslüman Türk halkını binlerce yıllık kültürü ile birlikte yok etmeye çalışmak, asimile programları içinde AİDS gibi bulaşıcı ve öldürücü hastalıkları bile bir silah gibi kullanmak soykırımın en vahşi örneği değil midir? Ayrıca Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde faaliyet gösteren Doğu
Türkistan teşkilatlarının 3 liderinin suikastlar sonucu öldürülmesi dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir durumdur.
Bütün beyanlarında terörün her türlüsüne karşı mücadelede ortak hareket etmeyi vaat eden Çin'in, öncelikle Doğu Türkistan'da uyguladığı devlet terörüne, Doğu Türkistan'daki işgaline son vermesi ve Doğu Türkistan'ın bağımsızlığını kabul etmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede ülkeler ve milletler barış ve huzur içinde yaşayabilir.
Çin'in tüm bu karalama kampanyasına karşı, milletimizin Doğu Türkistan halkının haklı davasına dün ve bugün olduğu gibi yarında sahip çıkacağına inancımız tamdır. Bu maksatla yöneticilerimizi ve basınımızı konu hakkında
daha duyarlı olmaya ve Çin'e gerekli cevabı vermeye çağırıyoruz.
Bugün yanımızda olan, davamıza destek veren sayın milletvekilerimize ve siyasi parti temsilcilerimize teşekkür ediyorum Saygılarımızla.

Doğu Türkistan Milli Kurultayı: ALMANYA
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi: KAYSERİ
Doğu Türkistan Vakfı: İSTANBUL
Doğu Türkistan Dayanışma Derneği: İSTANBUL
Doğu Türkistanlılar Derneği: ADANA
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi: ALMANYA
Hoca Ahmet Yesevi M. 44 S. No:28/A 38090 Kocasinan / KAYSERİ
Tel : +90 352 3395804
Fax: +90 352 3373504
 


21/12/2001

ÇİN REJMİ DOĞU TÜRKİSTANDA DİNE
UYGULADIĞI BASKIYI DAHADA ARTIRDI 

Çin polisi 8 Aralıkta genç Din adamı Abdurrauf abdulahadı dini bilgiler verdigi için „Hotende“ gözaltına aldı ayrıca onunla beraber sekiz kız çoçuğuda gözaltına aldı. Gözhapsine alınan kız çoçukların isimleri ( Risalet Tursun, Aynur Ahmet, Nuriman Abdurrahim olarak sıralanmaktadır. Sayın Abdurrauf ünlü din adamı „Abdulahad mahdumun“ oğludur ve 39 yaşındadır. Bu ünlü din adamı uzun zamandan beri Çin polisi tarafından yakın takipteydi. Edindiğimiz bilgilere göre bu mücahid din adamı bundan öncede birkaç kez hapse atılmıstır. Öte yandan yine Hotende çoçuklara dinini öğretmekte olan genç bayan „Muhabet Han“ göz altına alınmıs ve onunla beraber kız çocuklarida göz altına alınmıstır.

Bunların isimleride şöyledir „Nurnisa, Hatice, Ayşemgül“ dür Bu çocukların yaşları 13 ila 21 arasındadır. Bayramda sözüm ona çıkması muhtemel olaylara karşı kukla Diyanet işleri başkanlığı bir takım tedbirler almıştır. Çin hükümetinin baskısıyla Ramazan bayramı 17 Aralık Pazartesi olarak kararlaştırılmıştır. Halbuki bayram bütün islam dünyasında 16 aralık Pazar günü olarak kutlanmıştır. Çinli yetkililer bütün camilerin imam hatiplerine talimat vererek 16 aralik Pazar günü bayram namazı kılanların şiddetle cezalandırılacağının tehdidinde bulunmuş ve bayram için özel önlemler almışlardır.

Bu önlemler bayram yalnız bir gün olacaktır. Bayram namazı Pazartesi günü saat 08 den 09 kadar kılınacaktır. İmam hatipler namazdan sonra yetkililere rapor vereceklerdir. Her camiye Diyanetten 3 kişi görevlendirilerek bunlar cemaati gözetleyecek 18 yaşından küçük olanları ve kamu çalışanlarından bayram namazı kılmaya gelenleri camiye sokmayacaklardır.
Hotenin „Tavakkul“ Kasabasında camiye gelen üç kişi 18 yaşından küçük olanları camiden dışarı çıkarmış ve cemaatin tepki göstermesine rağmen cami imamı cemaate engel olmaya çalışmıştır. Bu gibi olaylar başka yerlerdede cerayan etmistir. Bilindigi gibi Ramazan ayının başlamasıyla çin yetkilileri Uygur müslümanlara karşı çok sert tedbirler almıştır. Öğrencilere oruç tutmaları yasaklanmış olmakla beraber bayanların başörtüleride yasaklanmıştır.

Ramazana iki gün kala bir çok uygur genci tutuklanmış bir kaçıda idam edilmiştir. Pekin rejmi camilerin imam hatiplerini ve bazı din bilginlerini geçen ay özel toplantıya çağırarak onlara ABD nin Afganistanda teröre karşı başlattığı savaş hakkında bilgi vermiştir. Pekin ramazandan bir kaç gün önce Doğu Türkistana 15 kisilik özel bir ekip göndererek hükümetin talimatlarının uygulanıp uygulanmadığını tesbit etmeye çalışmıştır. Çin rejmi 11 eylül olaylarından sonra Doğu Türkistanlılara karşı bunu bahane ederek baskısını şiddetlendirmiş adeta uygur Türklerini yok etmek için bir firsat telakki etmiştir.

 

Ankara  - 09/12/2001

 

10 aralık insan hakları günü münasebeti ile Ankara'da gerçekleştirilen Basın toplantısı ve Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğine siyah çelenk konması

Basın toplantısına
MHP Milletvekilleri Sadi Somuncuoğlu ve Edip Özbaş
DYP milletvekili Sevgi Esen
DSP milletvekili Perihan Yılmaz
SP milletvekili Metin Kalkan
Doğu Türkistan Vakfı müdür Hamit Göktürk
katılmıştır.
Katılımcılar 10 aralık insan hakları günü münasebeti ile Çin in Doğu Türkistan da uyguladığı insan hakları ihlallerini protesto etmiş, dünya kamu oyunu konu karşısında duyarlı olmaya ve Çin i insan hakları ihlallerine son vermeye ve Doğu Türkistan daki işgaline son vermeye çağırmıştır.

9 aralik 2001
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği
Kayseri / Türkiye


Arama Motoru

 

 

Kelime, cümle veya sayi yazilarak arama yapilabilir.


©KIVILCIM- Her Hakkı Saklıdır..20/12/2001 19:12